Unutamam Seni Hos Geldiniz Flashlar Süper Resimler Ayrilik Resimleri Videolar Ask Sevgi Resimleri Siirler Amatör Mp3 ler Bebek Resimleri Videolar Gifler Avatarlar Serçe Dizi Serçe Özel Unutulmaz Unutulmamak Unutamamak: Forumlar
Hüzünlere gebe kaldığım,sözümü geçiremediğim zamanlardayım.
Sonu uçurum olan bir sevdaya dayadım yüreğimi.
Faili sen olma diye,Meçhule bıraktım senli An'larımı..
Öldürdüğüm düşlerime intihar süsü verdim..
VE Gittim... Dudak kıvrımıma değen tuz tadı kaldı senden geriye..
Acıyan yanımla yokluğunu kazıdım tenime..
Ve bir Eylül akşamı..
Yanaklarımı okşayan yaşlara prangaladım gözlerimi ...
Sana;
Nemli bir tebessüm, mavi bir intihardan başka ne verebilir(d)im ki.. Ey Sevda'nın üzerine en çok yakıştığı kadın..!
Ne zaman ağlamaklı olsa gözlerim..
Yokolur gölgem bu şehrin kaldırımlarında..
Her adımımda çıkmaza girer yolum.
Oracıkta bırakırım yüreğimi usulca,içindeki "sen" incinme diye..
Hani yüreğine ilmik ilmik işler ya insan sevdasını.
Hani hiç çözülmeyecesine atar ya kördüğümü..
Hani her aldığı solukta "sen" kokar ya nefesi..
Böylesine bir sevda dolaşıyor(du) damarlarımda..
Ağladığımı kimse görmesin,bilmesin diye;
Islandığım Eylül kokan geceye saldım kendimi ..
Yağmurlara yıkatmaya kıyamadığım yokluğunu da aldım yanıma..
Can çekişen düşlerimi bir de..
Tutunamadık sevda kokan kadın..!
Şimdi;
Yüreğimi bırakıyorum ellerine..
Nemli tebessümümle öperek alnından..
Gidiyorum...
Nerden Nereye Ve Daha Kim Bilir Nerelere Geleceksin Başarılar Ve Beceriler Gün Ve gün Büyüyecek Çok Ama çok İyi
Hangi Sevap Senin Yokluğuna Zanlı Bu Yüreğin Kirini Temizler ... Hangi Söz... Hangi Cümle İçimde Verilmiş Hükme Galip Gelir ... Hangi Ganimet İçimdeki Mağlubiyetlere
Tekabül Gelebir ... Unutsam Bendeki Beni Diyorum...
Unutamam Çünki Ölüm Kağıtını Ben İmzaladım... Şimdi Seninle Beraber Çevirdiğimiz Bahçenin Demir Tellerinde Cesetimi Tuza Basmaktayım…. Diz Çöküp Yokluğunun Yoksulluğuna...
Cenazemin Önünde Kendi Öyküsüzlüğümün Safına Durmaktayım..Düşürülmekteyim Derin Bir Uykuya..Belki De Sana... Sevdiğime Kavuşmaktayım..
Durun Ey Cemiyet Safıma En Suçsuz Zamanımda Ölmekteyim..
Kırdın mı incittin mi birilerini
Kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.
Kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?
Yeniden düşünmeliyim
Dostluklarımı, ilişkilerimi
Gözlerim çocukluk fotoğraflarında mı kaldı
Yitirdim mi yoksa masumiyetimi?
Borçlarımı ödedim mi?
Doğru seçtim mi soruların fiillerini?
Tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış,
giysilerim ütülü, odam düzenli mi?
Geri verdim mi aldıklarımı:
Aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,
Kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?
Yokladım mı duygularımı
Hala sevebiliyor muyum insanları?
Ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma
ovmalı umutları
Saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan
Ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım
Mevsim sonu dostlarım, işporta malı ayrılıklar
Arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zulalar
Gece telefonları, ıssız konuşmalar
Mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler
Uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey
O kadar çok anlattım ki
Kendime kaldım anlatmaktan...
Bunaldım kendisiyle boğuşmasını
Başkalarında çözmeye çalışan insanlardan
Usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,
Ofset duyarlılıklardan
Kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum
'içtenliğin' yada 'dünya görüşünün' kirletmediği
Kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum
Aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları
vitrin camlarına yansıyan yüzlerde
Bilmiyorum kalmış mıdır adresini yüzlerinde taşıyan insanlar
Hala bir umut var mıdır
Çikmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde
Ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz
Sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar
Açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken
Kış güneşinin mutlu ettigi bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız
Sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim
senin ve benim , yani bizim için...
Murathan Mungan
Radyoda yine bir günahsız çalıyordu ve ben yine ağlıyordum. Öyle özledim ki papatya uzatan ellerini.
Ellerin boş da gelsen, seveceğim seni.
Şarkıların günahı yok
Acıtan sensin içini
Hangimiz istedi söyle bu adaletsiz seçimi
Dostlar muhabbette, içime sinmeyi denemekte. Avuntular dirense de ben daha inat, ben hala sensiz, tabi ki sessiz:
Taze karanfil getirdim sana. Bak tomurcuk, tomurcuklar.
Dilersen eğer, inanıp da yüreğine serersen, kocaman olurlar. Bak ne güzel kokuyorlar. Çek içine kokusunu. Unut artık papatyaları. Beyazı, masumluğu, saflığı, sıradan ama vazgeçilmez olmayı.
Taze karanfil getirdim, istersen çayını da yaparım. İçersin, kendine gelirsin. Bırak artık yaşamıyor gibi yaşamayı.
Asırlara malolmuş hissediyorum varlığımı.Ölmek üzere uyandığım sabahların geceleri, hala sancılı. Ne güne uyanasım var, ne gece uykularına dalasım.
Biraz daha kara olsam, Afirakalılardan farkım kalmazmış.
Gözlerimdeki mor halkalar her geçen gün çoğalıyormuş.
Bir doktora görünsem benim için iyi olabilirmiş. Saçlarım da nedense son zamanlarda çok dökülür olmuş. Biraz aralansa odamın perdeleri iyi olabilirmiş aslında.
Ya da korkularımı yenip, çekmede duran aynayla yüzleşmek de beni kendime getirebilirmiş. Aynadaki suretimden korkup, yaşayarak yaşamayı denermişim.
-mış...
-muş...
-miş...
vs.
Hiçbir fikrim yok, hiçbir fikre dair. Hep söylenti bunlar.
Yaşamayı denesem gelecek misin?
Öyle ani, öyle apar topar gittin.
Gelip de, beni biraz daha sevecek misin?
Umutların ellerinden tutup, onlara yeniden yürümeyi öğretecek misin?